1 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirilen ve şehrimiz için bir demokrasi örneği olmasını umduğumuz Kent Konseyi seçimi, maalesef Bandırma demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçmiştir.
Değerli okuyucular, öncelikle bu yazıyı Kent Konseyi başkanlık seçimlerinde Sayın Dr. Murat Ergöz’e destek olan, oy veren bir hemşehriniz olarak yazdığımı bilmenizi isterim.
Dr. Murat Ergöz’e oy verdim, destek oldum. Ancak yanlış olduğunu düşündüğüm hususları dile getirmek, adalete inanan tüm hemşehrilerimize borcumuzdur. Doğruya doğru, yanlışa yanlış demek, demokrasi anlayışımızın vazgeçilmez bir uzantısı olmalıdır.
Herhangi bir tüzel kuruluşun başkanı olan bir kişinin asli ve temel görevi, başkanlık yaptığı kurumun tüzüğünü ve yönetmeliğini bilmek, uygulamak ve uygulanmasını sağlamaktır. Kurumlar, toplum nezdindeki saygınlıklarını bu şekilde devam ettirirler. 1 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirilen Bandırma Kent Konseyi seçiminde yaşanan aksi durumlarda ise kurumlar, toplum nezdindeki saygınlıklarını kaybederler.
Değerli okuyucular, Kent Konseyi Yönetmeliği çok uzun bir metin değildir. Bir sayfa, dört bölüm, 1.529 sözcük ve 10.538 karakterden oluşan; maksimum 15 dakikada okunabilen, kolay ve anlaşılır bir metindir.
Gönül isterdi ki herkesten önce bizzat başkanımız, Kent Konseyi Yönetmeliği’ne uyulmasını sağlasaydı ancak üzülerek belirtmeliyim ki böyle olmadı.
Son anda, Dr. Murat Ergöz’ün yönetim kurulundan dört kişinin imzasının yer aldığı bir dilekçeyle, Kent Konseyi Yönetmeliği hükümlerine aykırı olarak blok liste yöntemi uygulanması talep edildi ve Kent Konseyi Yönetmeliği hükümlerine aykırı olan bu dilekçe, divan tarafından oylamaya sunuldu.
Bundan sonrası, dilekçenin oylanma kısmı ise tam bir demokrasi katliamıydı. “Kabul edenler, etmeyenler” tarzında, sağlıksız bir oylama yöntemine başvuruldu. Kent Konseyi Yönetmeliği hükümlerine aykırı olan bu dilekçe, aceleye getirilen, bayağı bir oylamayla kabul edildi. Bu oylamada, oyları sayacak bir görevli bulunmadığından, salonda farklı kişilerin kendi yaptıkları sayımları esas aldıkları görüldü. Koca salonda kartlarını kaldıran kişilerin oyları, tam bir kaos ortamında, metrelerce uzaktan parmak ile sayılmaya çalışıldı.
Dilekçeyi verenlerin yaptığı ilk sayım sonucunda 145 kabul oyu olduğu söylendi. O esnada ben de sayım yapmıştım. “Taş çatlasın 60 küsur kabul oyu var.” dedim. 145 oldu, 65 oldu; öyle işte. Hak, hukuk, adaletti, değil mi? Yoksa o da mı eskide kaldı?
Ayrıca Kent Konseyi Yönetmeliğe aykırı olduğunu düşündüğüm bu dilekçeye ve dilekçenin oylanma usulüne itiraz ettiğimde şöyle bir şey duyduğumu da hatırlıyorum: “Balıkesir’de aynısını yaptı, burada neden itiraz ediliyor?” Sebebi şu ve çok basit: Yanlışları örnek alamayız, yanlışları tekrarlayamayız. Yanlışları tekrar etmek, yanlışları teamül hâline getirir ve kurumsallaştırır. Böylesi bir durum, bugün yarar görenler dâhil olmak üzere yarın herkese zarar verir.
Buraya kadar yazdıklarım, Bandırma Kent Konseyi seçiminde yaşanan, yönetmelik hükümlerine aykırı anti-demokratik uygulamalar ile ilgiliydi. Bu kısımdan sonra ise politik tespitimi belirtmek istiyorum.
Kent Konseyi Yönetim Kurulu seçiminin blok oylama ile yapılmasına ilişkin dilekçede, Dr. Murat Ergöz’ün yönetim kurulundan dört kişinin imzası vardı. Buradan anladığım kadarıyla bu mesele önceden konuşulmuş ve üzerinde mutabık kalınamamış; yönetim kurulunun azınlık kısmı bu anti-demokratik girişime destek olmamış.
Dilekçeyi verenlerin, çarşaf liste yönteminde yönetim kuruluna seçilme ihtimallerinin daha düşük olduğunu değerlendirmiş olabileceklerini düşünüyorum.
Dolayısıyla Murat Başkanımızın yönetim kurulu, daha ilk adımda aslında en büyük zararı bizzat başkanımıza vermiştir diye düşünüyorum.
Yönetmeliğe uyarak ve kafalarda en ufak bir şüphe doğurmayacak şekilde yapılan bir seçimde seçilmekle, yönetmelik dışı uygulamalara başvurularak yapılan bir seçimde seçilmek aynı şey değildir diye düşünüyorum.
Sevgili dostlar, cümlelerime şu şekilde son vermeyi uygun buluyorum:
Ülkemizde iktidarın eleştirdiğimiz, uygun bulmadığımız uygulamalarının şehrimizde, muhalif olduğunu düşündüğümüz kişiler tarafından rakiplerine uygulanması beni üzdü.
Muhalif insanların, eleştirdiğimiz iktidar uygulamalarını şehrimizde kurumsallaştırmasına sessiz kalamayız, buna izin veremeyiz. Doğruya doğru, eğriye eğri demeye devam edeceğiz.
Bandırma Kent Konseyi seçimi, Bandırma’mıza yakışır bir seçim olmamıştır.
Bir dilekçeyle Kent Konseyi Yönetmeliği yok sayılmıştır.
Bir dilekçeyle kentimizin demokrasisi katledilmiştir. Bandırma’mıza yakışır işler yapılması adına her alanda; akrabacılığa karşı, adam kayırmaya karşı, liyakati esas alan mücadelemize devam edeceğiz.